SAGLIK - hand knit,örgü,dantel,yemek,tatil,croche,örgü kulübü,kişisel,elişi,hobi,daha neler neler - Blogcu



ECAY A HOŞGELDİNİZ !!!!!!!!


Sana doğru bir kelebek uçurdum, dağları denizleri aştı seni buldu, yanağına ufacık bir öpücük kondurdu.

Hissettin mi?

HOŞGELDİN bebeğim!!!




hand knit,örgü,dantel,yemek,tatil,croche,örgü kulübü,kişisel,elişi,hobi,daha neler neler


17/9/2009 - Göz Hakkında Doğru Bildiğimiz Yanlışlar...

Kategori: SAGLIK
Göz Hakkında Doğru Bildiğimiz Yanlışlar... 


� Loş ışıkta okuma gözleri yorar, ama tahrip etmez !

� Parlak ışık gözleri rahatsız eder, ama tahrip etmez : mutlaka güneş gözlüğü gerekli değildir !

� Gözlerin fazla kullanılmaları onları yorar, ama tahrip etmez !

� Kuvvetli, zayıf veya yanlış gözlükler gözleri yorar, ama tahrip etmez !

� Kontakt lensler ve gözlükler, göz bozukluğunu takıldıkları müddetçe tashih ederler, ama hiçbir zaman kırılma kusurlarını tümüyle yok etmezler !

� Normal insanlarda gözyaşı gözleri yeterince temizler, mutlaka ıslatıcı göz damlası gerekmez !

� Başağrıları genellikle göz yorgunluğundan kaynaklanmaz, hele migren hiç ! (Oftalmik Migren gibi bazı baş ağrıları ışık vs.. nedeni ile tetiklenebilirler, ama göz yorulmasından tetiklenme olmaz !!)

� Sağlam gözler 35 yaşına kadar senelik muayene gerektirmez! (tabii önce sağlam olup olmadıklarının bakılması gerekir !! )

� Açık açılı glokomlu göz dıştan tamamen normal görünür ! (= Açık açılı glokomlu göz ancak göz tansiyonu ölçümü ve diğer muayene yöntemleri ile anlaşılabilir...)

� Bebeklerin gözlerinin devamlı sulanması : ya konjenital glokom (doğuştan göz tansiyonu) veya gözyaşı yolunun tıkalı olmasındandır.

� Göze kaçan kimyasal maddeler hiç bekletilmeden su ile yıkanarak uzaklaştırılmalı ve dilue edilmelidir: Asitler baz ile, bazlar asit ile kesinlikle yıkanmamalıdır !

Frank W. Newell : Ophthalmology Principles and Concepts, 4. baskı, sayfa: 147

Dr. Ahmet Girgin

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı


31/8/2009 - Saç Problemlerine 7 Pratik Çözüm!

Kategori: SAGLIK

Saç Problemlerine 7 Pratik Çözüm!

Saçlarınız mı kırılıyor, hemen yağlanıyor mu ya da kepekleniyor mu, uzun saçlarınızı şekillendirmek için çok mu uğraşıyorsunuz? 7 saç problemine 7 pratik çözüm önerilerimizle saç sorunlarınıza elveda diyebilirsiniz.
Saç Problemlerine 7 Pratik Çözüm!
Saç
Saçlarım uzun ve şekle girmiyor!
Uzun saçlara şekil vermek, dalgalı ve hacimli görünmesini istiyorsanız saçlarınızı yıkayıp nemini aldıktan sonra bolca saç köpüğü sürün. Ardından kalın bigudilerle saçlarınızı sarın. Yarım saat beklettikten sonra saçlarınızı açın ve ellerinizle şekil verin.
Saçımı yıkayacak vaktim yok!
İnce telli saçlar çok genelde çabuk yağlanır. Acil durumlarda saçınızı yıkamaya vaktiniz olmayabilir. Çok eskilerden gelen talk pudrası sürme taktiğiyle saçlarınızı temizleyebilirsiniz. Bir miktar talk pudrasını saç diplerinize dökün ve elinizle iyice dağıtın.
Talk pudrası kullanmayı istemezseniz bir miktar yüz temizleyici toniği pamuğun üzerine dökün. Saç derinizi tonikle temizleyin.
Saçlarım Cansız Görünüyor!
Saçlarınızın cansız görünmesinin ve dökülmesinin nedeni yetersiz kan dolaşımıdır. Kan dolaşımını hızlandırmak için günde 2 defa kafa derinize masaj yapın.
Saçımdaki Boya Hemen Akıyor!
Özellikle kızıl renkli saç boyaları her yıkamada bir ton daha açılabilir. Saçınızın rengini korumak istiyorsanız saçlarınızda son durulama yapmadan önce bir miktar üzüm sirkesi sürüp bekletin ve bol suyla yıkayın.
Saçlarım Kırılıyor!
Saçlarınızın kırık uçlarını mutlaka kestirmeniz gerekir. Kırılmaya karşı koruyucu özel şampuan ve bakım kremlerinden kullanabilirsiniz.
Saçlarım Parlamıyor!
Saçlarınıza ayda 1 kez ekstra bakım yapmanız gerekir. Temiz saça bakım maskesi yapmamanız gerekir çünkü saçınız daha da matlaşır.
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı


18/7/2009 - Hamilelikte Soluk Alma Güçlüğü

Kategori: SAGLIK
Hamilelikte Soluk Alma Güçlüğü
Bu yazı 1.067 kez okundu.

Hamilelik ayları boyunca, rahim sürekli büyümekte ve diyafaram kaslarına basınç yapmaktadır. Bu basınç da akciğerleri sıkıştırmakta ve genişlemesine engel olmaktadır. Bu normal bir olaydır ve annenin oksijen alamadığı anlamına gelmez.

 

Genellikle dördüncü aydan sonra yaşanan bu tür nefes alamama güçlükleri her anne adayının yaşadığı bir durumdur. İlerleyen aylarda bebeğin leğen kemiğine oturmasıyla birlikte de bu sorun biraz daha hafifler. Nefes darlığı ya da hemen nefes nefese kalma, çoğu zaman hafif bir fiziksel aktivite ile bile ortaya çıkabilir. Birkaç basamak merdivenle bile nefes nefese kalınabilir. Bu durum zararsızdır ve bebeğiniz üzerinde olumsuz bir etkisi yoktur.

Ancak nefes alma konusunda, normal yaşantıyı etkileyecek kadar zorlanma varsa, öncelikle bir başka sorun olup olmadığının kontrolü yapılmalıdır. Hızlı soluk alırken göğüste ağrı ve nabız yükselmesi gibi durumlarla karşılaşılırsa doktora başvurulması gerekmektedir. Ciddi soluk alma güçlükleri, özellikle hızlı soluk alındığında dudaklarda ve parmak uçlarında morarma, düzensiz kalp atışları, baş ağrısı ve göğüste sıkışma durumlarında da acil olarak doktora gidilmelidir.

Bebek büyüdükçe anne karnında gittikçe daha çok yer kaplar ve akciğerler genişlemek için yeterince yer bulamazlar. Aynı zamanda hamilelik ilerledikçe anne ve bebeğin oksijen ihtiyacı da daha da artar. Bir de bunlara annenin zamanla aldığı kilolar eklenince, nefes almakta zorluk çekmek kaçınılmazdır.

Soluk almada güçlük yaşayan anneler, soluk alma tekniğini geliştirmezler ise hem kendisi hem de bebek oksijen sıkıntısı çekebilir. Bu ise annede çabuk yorulmaya, bebekte de gelişim bozukluklarına yol açar.

Solunum çalışmalarında ilk öğrenilmesi gereken ağız kapalıyken soluk alıp açıkken soluk vermektir. Soluk alıp verme karından değil akciğerden yapılmalıdır. Aynı zamanda gevşemenin sağlanabilmesi için kontrollü bir solunum şarttır. Ayrıca, sürekli uygulanan doğru soluk alıp verme tekniği doğum sancıları esnasında da kramplardan koruyacaktır.

Sorunu hafifletmek için yapılması gerekenler:

Otururken dik durulmalıdır.
Ayakta iş yaparken kambur durulmamalıdır.
Yatakta destekli yatılmalıdır.
Soluk alma egzersizleri uygulanmalıdır.
Ağır yemeklerden kaçınılmalıdır.
Yaşanılan ortam havalandırılmalıdır.
Düzenli, kısa süreli ve yavaş yürüyüşler yapılmalıdır.
Dar giyisilerden kaçınılmalıdır.
İç çamaşırları gevşek ve pamuklu olmalıdır.
Sürekli hareket halinden kaçınılmalıdır.
Ağır sporlardan uzak durulmalıdır.
Kilo kontollü bir şekilde alınmalıdır.
Stresli ortamlardan uzak durulmalıdır.
Kalabalık ortamlara girilmemelidir.
Sigara içen kişilerin yanında durulmamalıdır.
Yatarken aşırı yemek yenmemelidir.
Susuz kalınmamalıdır.

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı


4/7/2009 - Sağlıksız Bilinen Sağlıklı Gıdalar

Kategori: SAGLIK
Sağlıksız Bilinen Sağlıklı Gıdalar

Bu zamana kadar sağlıksız bilinen abur cubur gıdaların gerçeği ortaya çıktı..
Amerikanın saygın medya kurumlarından Foxnews'te yer alan habere göre birçok abur cuburdan kaçınmaya gerek yok. İşte sağlıksız bilinen sağlıklı gıdalar

Çoğu insanın çocuklarının yemesinden endişe ettiği, diyet listelerinden çıkardığı abur cuburlar aklandı. Foxnews'te yer alan haberde, hangi abur cuburların sağlığa yararlı olduğu belirtiliyor.

PATATES CİPSİ
Birçok insan, sağlıklı kalmak için patates cipsinden uzak duruyor. Fakat, beslenme uzmanları, tuzlu atıştırmalık olan patates cipsinin düşünüldüğü gibi kötü olmadığını söylüyor. Saf bitkisel yağda kızartılan patates cipsinin doymamış yağlar içerdiği için kalp sağlığına iyi geldiği belirtiliyor.

BİTTER ÇİKOLATA

Kalbi koruyan bir antioksidan içeriyor. Çikolatadaki doğal maddeler kan damarlarını kan basıncını azaltmaları için gevşetiyor. Ayrıca, bitter çikolata vücudunuz için faydalı olan magnezyum, demir, çinko, potasyum ve bakır gibi mineraller içeriyor. Patates cipsi gibi siyah çikolata da aşırıya kaçmadan ölçülü bir şekilde tüketilmeli.

PİZZA

Pizzayı içine katılacak maddelerle sağlıklı hale getirebilirsiniz. Beslenme uzmanları, en sağlıklı pizzada tam tahıllı un, ilave naturel zeytinyağı, domates sosu, bolca sarımsak, yemeklere tat vermek için kullanılan bitkiler ve sebzeler, yağsız protein ve yağı azaltmış süt ürünleri olması gerektiğini söylüyor.

İŞTAH AÇAN KURABİYELER

Yulaf unlu kurabiyeler, tam tahılla kaplandığında ve tereyağı yerine hindistancevizi yağı kullanıldığında sağlıklı oluyorlar. Ayrıca kurabiyelere fındık, kuru meyveler ve bitter çikolata rendesi karıştırıldığında tadı da mükemmel oluyor.

PATLAMIŞ MISIR

Herkes film izlerken patlamış mısır atıştırmayı sever, ancak mısırların yağlı olmadığından emin olun. Patlamış mısır tam tahıldır; obezite, kalp ve şeker hastalığı, belirli kanserler ve bunamaya neden olma riski azdır. Lif bakımından da zengindir. Bir porsiyon patlamış mısır, tam tahıllar için günlük kotanızı doldurmaya yeter.

KIZARMIŞ PATATES

Bazen kızarmış patatesten uzak durmak oldukça zordur. Uzmanlar, patateslerin saf bitkisel yağda kızarması durumunda kalp için sağlıklı doymamış yağlar sağladığını belirtiyorlar. Kızarmış patatesteki besin değerini artırmak için anti-oksidan bakımından zengin biberiye ya da sarımsak gibi çeşniler ekleyebilirsiniz.
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı


9/5/2009 - Çocuklarda Grip

Kategori: SAGLIK
Çocuklarda Grip
Bu yazı 1.124 kez okundu.

Havaların gittikçe soğumasıyla, solunum yolu hastalıklarının sıkça görülme olasılığı da artar. Özellikle çocukları hemen etkisi altına alan grip de bunlardan birtanesidir. Soğuk algınlığının aksine grip, çocuklarda ağır hastalığa ve yaşamı tehdit eden hastalıklara yol açabilir.

 

Grip, bilimsel adıyla influenza çok yaygın olarak görülen bir hastalıktır. Üst solunum yolunun viral bir enfeksiyonudur ve bulaşıcıdır. Aniden başlar ve genellikle yüksek ateşle kendini gösterir. Ateş çoğunlukla 38°C nin üzerindedir. Kuluçka süresi de genel olarak 2-3 gündür. Genellikle sonbahar ve kış aylarında görülür. Damlacık enfeksiyonu yoluyla, hasta ve taşıyıcı insanlardan sağlam insanlara bulaşan bu mikrop çok kısa sürede akciğerlere yerleşerek ağır tablolara neden olmaktadır.

Grip, çocukların kendi kendine yenebileceği tehlikeli olmayan bir hastalık olarak gözükse de, kronik rahatsızlığı olan çocuklar için oldukça tehlikelidir. Diyabeti, astımı, kronik kalp rahatsızlığı, akciğer ve böbrek hastalığı varlığında grip önemli bir konumdadır. Özellikle 2 yaş altındaki çocuklar daha çok etkilenmektedir.

Viral enfeksiyonlar vücudun bağışıklık sisteminde geçici bir düzensizliğe neden olmaktadırlar. Dolayısıyla da grip gibi rahatsızlıkların tedavi edilmemesi durumunda; zatürree, orta kulak enfeksiyonları ve sinüzit gibi komplikasyonlar oluşabilir. Gribin ve ateşin süresi 5 günden fazla sürüyorsa ve belirtiler gittikçe artıyorsa diğer hastalıklardan şüphelenilmelidir.

Belirtileri;

Boğaz ağrısı
Baş ağrısı
Öksürük
Hapşırık
Burun akıntısı
Titreme nöbetleri
İştahsızlık
Sırt ağrısı
Baş dönmesi
Yorgunluk
Mide bulantısı
Kusma

Hastalık yeni başlıyorsa tedaviye öncelikle evde başlanmalıdır. Çocuğun yüksek ateşi düşürülmeli, dinlenmesi sağlanmalı ve bol sıvı ile desteklenmelidir. Belirtiler kendini çok etkili gösteriyorsa ve ateş düşmüyorsa mutka doktora başvurulmalıdır.

İlaç konusunda dikkat edilecek konu antibiyotiklerdir. Antibiyotikler, grip gibi viral enfeksiyonlarda etkili değildir. Kullanılmasının bir yararı yoktur. Antibiyotiklere ancak bakterial komplikasyonlarda yani sinüzit, orta kulak ve boğaz iltihabının gelişmesiyle ihtiyaç duyulur. Dolayısıyla, doktora danışmadan kesinlikle kontrolsüz antibiyotik kullanılmamalıdır. Gereksiz yere kullanılan antibiyotiğin vücuttaki doğal bağışıklığı baskıladığı da bilinmektedir. Yine doktorun önerdiği ağrı kesiciler, ateş düşürücüler ve antihistaminikler şikayetlerin azalmasında yardımcı olur.

Hastalık dönemini kolay atlatmak ve hastalıktan korunmak için;

Bol taze meyve ve sebze tüketilmelidir. Özellikle portakal ve greyfurt suyu faydalıdır.
Yaşam alanı temiz olmalı ve gün içinde mutlaka havalandırılmalıdır.
Hasta ılık ve rahat ortamda bulunmalıdır.
Hasta çocuk dinlendirilmeli, aktivitelerden uzak tutulmalıdır.
Halsizlik durumunda yatak istirahati yaptırılmalıdır.
Bol sıvı ve su tüketmelidir.
Eller sık sık yıkanmalıdır.
Kalabalık yerlerden uzak durulmalıdır.
Nemlendiriciler ve su buharı kullanılarak çevrenin nemini artırılmalıdır.
Hasta çocuğun yanında sigara içilmemelidir.
Doktorun verdiği ilaçlar düzenli kullanılmalıdır.

Ayrıca, grip olma riskini azaltmak için grip aşısı olunabilir. Grip aşısı enfeksiyona neden olmayan öldürülmüş virüsleri içerdiğinden gribe neden olmaz. Virüs tehdidine karşı vücudun hazırlıklı olmasını sağlar. Bu aşılar, yine doktor kontrolünde yapılmalıdır.

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı


29/4/2009 - Kene 'kudurarak' geri döndü!

Kategori: SAGLIK

Kene 'kudurarak' geri döndü!

Bilim adamlarına göre sebebi; yanlış ilaçlama..

Ankara Üniversitesi (AÜ) Veterinerlik Fakültesi Parazitoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Zafer Karaer, keneyle mücadelede kullanılan kimyasalların bu hayvanla beslenen canlıların yaşam sürelerini kısalttığını belirterek, “Bu nedenle kene populasyonunda önemli ölçülerde artış olduğunu gözlemledik. Ankara'da Nisan'ın ilk 13 gününde 183 kene ısırığı vakası bize ulaştı. geçen sene bu rakam 45 civarındaydı” dedi.


Karaer, baharla birlikte kenelerin kış uykusundan uyandığını, bunu takiben yetkililerin de “feryat figan” vaziyette koşuşturmaya başlayacağını söyledi.
Kenelerle mücadelenin bahar aylarında başlatılmasını doğru bulmadıklarını daha önce de çeşitli defalar dile getirdiklerini anımsatan Karaer, “Bunu anlamamız gerekiyor artık. Üzerinde durmamız gereken en önemli konulardan biri bu. Verilere dayanarak keneyle ilgili mücadele stratejileri programları yapmıyoruz. Kırım kongo hastalığı hep vardı. Çok kesin olmamakla birlikte benzer seyirde hastalıkların görüldüğü ve ölümlerin şekillendiği enfeksiyoncular tarafından bildirilmiştir” diye konuştu.


“30 yıldır keneyle çalışan ve 400'e yakın hastalık taşıdığını bilen birisiyim” diyen Karaer, keneye ilişkin bir sınıflandırma çalışmasının halen yapılamamış olmasının kaygı verici olduğunu söyledi.


Sınıflandırma çalışmasının bir an önce yapılması gerektiğini ifade eden Karaer, şöyle devam etti:
“Bu türlerin mevsimsel aktiviteleri nedir? Ne zaman, nerede, nasıl bulunuyorlar, bunlar çok önemlidir. Ancak ben bunun eksikliğini bildiğim için 2002 yılından itibaren ilgili bakanlıklarla görüşmelerimizde, yazılarımızda durumu bildirdik. Yapacağımız öncelikli işlerden birisi Türkiye genelinde riskli ilan edilen iller vardı 2006'da 26 adet. 2007'de sanıyorum 36'ya çıkarıldı. Kırım kongoyu nakleden hastalıkların vektörü olan yani taşıyan kenelerden Türkiye'de herhalde 1 veya 2 tür tespit edildi. Dünyada ise 30 kadar kene türünün bu hastalığı naklettiği biliniyor. 30 kene türünden de bir kaç tanesi Türkiye'de. Ama bu dediğim gibi sadece bizim bildiğimiz. Daha üzücü durumlara düşmemek adına bir an önce çalışmalara başlanması gerekiyor. Kenelerin, gerek aktif gerekse pasif olduğu dönemlerde nasıl yaşama tutunduklarını, ne ile beslendiklerini belirlemek gerekiyor. Kenelerin aktif olan dönemde insan ve hayvan üzerinde bulundukları ve bulunmadıkları zamanları da bilmek önemli. Mücadeleyi pasif oldukları dönemde başlatırsanız başarıya ulaşabilirsiniz.”

“YANLIŞ İLAÇLAMA KENE POPULASYONUNU ARTIRDI”

Karaer, yanlış ilaçlama yöntemi nedeniyle kene populasyonunda önemli ölçülerde artış olduğunu belirlediklerini ifade etti.
Kenelerin en aktif oldukları dönemde ekosistemin de kendi içerisinde geliştirdiği mücadele şekilleri bulunduğuna dikkati çeken Karaer, şunları kaydetti:

“Keneler ne kadar aktifse ekosistemde bunlarla beslenen diğer canlılar da aktiftir. Çünkü belirli bir denge olması lazım. Ekosistemin bir dengesi vardır bunun koruması lazım. İlaçlı mücadeleyi, kenenin en aktif olduğu dönemde, en önemlisi nerede bulunduğunu tam olarak bilmeden yapıyoruz. Bu nedenle, ilacın içerisinde bulunan kimyasallar kenelerin değil, onlarla beslenen canlıların yaşam sürelerini kısaltıyor. İlaçlar hayvanlarda sütte ve ette birikir. Dışarıya atılan kısmı ise ekosistemi etkiler ki ekosistemde keneleri yiyen yumurtalarıyla beslenen arılar, kuşlar ve bazı karınca türleri vardır. Farkında olmadan bu hayvanların yaşam sürelerini kısaltıyoruz. Biz ilaçlama yaparak kenelerle değil de kenelerle mücadele eden yaratıklarla mücadele etmiş oluyoruz. O zaman ne oluyor? Ekosistem bozuluyor. Böyle olunca da kene sayısı artıyor.”


Ankara genelinde, Nisan ayı içerisinde kene ısıran insan sayısında artış gözlemlediklerini belirten Karaer, “Ankara'da Nisan'ın ilk 13 gününde 183 kene ısırığı vakası bize ulaştı. Geçen sene bu rakam 45 civarındaydı. Geçen yıl neredeyse 20 milyon liralık ilaç kullanıldı. Bunun bize yansıması ne oldu? Nisan'ın ilk 13 gününde neredeyse 5 katı fazla oranda kene tutan insan sayısı” diye konuştu.

HANTA VİRÜSÜ BİR KİŞİYİ DAHA ÖLDÜRDÜ

ZONGULDAK Karaelmas Üniversitesi Uygulama ve Araştırma Hastanesi'nde Hanta virüsü şüphesiyle tedavi altında bulunan 29 yaşındaki Şahin Sasa da hayatını kaybetti. Hanta virüsünden ölenlerin sayısı 2'ye yükselirken, halen hastanede 5 kişinin tedavisi sürüyor.

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı


27/4/2009 - Dünyada domuz gribi paniği aman dikkat

Kategori: SAGLIK

Dünyada domuz gribi paniği


güncellenme zamanı  27.4.2009

 

Meksika’da 86 kişinin ölümüne yol açan, ABD’de ve değişik ülkelerde görülen domuz gribi, dünyayı alarma geçirdi.


Uzmanlar hastalığın yayılabileceği uyarısını yaptı. Meksika’da okullar kapatıldı. Meksika’da ortaya çıkan ve toplam 86 kişinin ölümüne neden olduğu sanılan, ABD’de 20 kişide, Kanada’da 6 kişide rastlanan domuz gribinin dünyaya yayılmasından korkuluyor.
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Başkanı Margaret Chan, Meksika ve ABD’deki domuz gribi salgınının daha çok yayılabileceği uyarısında bulundu.
ABD Hastalıkları Denetleme ve Önleme Merkezi’nden Anne Schuchat, enfeksiyonların birçok toplulukta görülmesi nedeniyle, daha fazla vakaya rastlanabileceğini söyledi. Meksika’da okullar, müzeler, kütüphaneler ve tiyatrolar, binden fazla kişinin hastalandığı salgını önlemek için kapatıldı.
Japonya’nın en büyük uluslararası havaalanında sağlık kontrolleri artırılırken, Filipinler, Meksika’dan gelen ve ateşi olan yolcuları karantinaya alabileceğini bildirdi. Tayland ve Hong Kong’taki sağlık yetkilileri de durumu yakından izlediklerini belirtti.

‘Evrim geçirebilir’
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), Meksika’da ölümlere yol açan domuz gribi virüsünün evrim geçirerek çok daha tehlikeli hale gelebileceğini açıkladı.
DSÖ yetkilisi Keiji Fukuda, “Virüsün evrim geçirmesi kuvvetle muhtemel. Bunun halk sağlığı için çok daha tehlikeli hale gelmesi de açıktır” dedi. Başkan Obama’nın koordineli bir çalışma emri verdiği ABD’de yoğun önlemler alındı.


İşte vakalar



Domuz gribinin ortaya çıkmasından bu yana bildirilen vakalar ve şüpheli vakalar şöyle:
MEKSİKA: 86 kişi yaşamını yitirdi. 1324 kişi domuz gribi şüphesiyle gözetim altında.
ABD: Kansas eyaletinde sağlık yetkilileri 2 kişinin domuz gribine yakalandığını doğruladı. Bu kişilerden biri iyileşti. California ve Texas’ta da 8 vakaya rastlandı. New York’ta 8, Ohio eyaletinde de 2 yeni vaka görüldü. New York’ta ayrıca grip belirtileri gösteren 75 öğrenciye tahlil yapıldı.
YENİ ZELANDA: Meksika’dan dönen 25 kişi karantinaya alındı.
İSRAİL: Meksika’dan dönen bir İsrailli karantinaya alındı.
İSPANYA: Meksika’da bulunmuş 7 kişi gözetim altında.
FRANSA: Meksika’dan gelen ve hastalığa yakalandığı sanılan 3 kişiye tahlil yapıldı.
İNGİLTERE: Domuz gribi belirtileri gösteren British Airways havayolu şirketinin bir kabin görevlisi Meksika’dan dönüşünde Londra’da hastaneye kaldırıldı.


5 SORU 5 CEVAP

Domuz gribi nedir? Domuz gribi, normalde domuzlarda görülen A tipi grip virüsünün yol açtığı bir solunum hastalığı olarak biliniyor ve bu
hastalık hızla yayılabiliyor.

İnsana bulaşır mı?
Domuz gribi, domuzdan insana ve insandan insana bulaşabiliyor. Virüse karşı insanın doğal bağışıklığı bulunmuyor. Dünya Sağlık Örgütü, hastalığın kontrolden çıkmak üzere olan geniş çaplı salgın olabileceği uyarısında bulunuyor.

Domuz eti yiyenler domuz gribine yakalanır mı?
Domuz etinin yenmesiyle domuz gribi virüsü bulaşmıyor. Virüs solunum yoluyla bulaşıyor.

Bu, domuzlarda yeni bir grip türü mü?
İnsanlardaki grip virüsü gibi, domuz gribi virüsü de domuzlarda sürekli değişim gösteriyor. Domuzların solunum yollarında domuz, insan ve kuş gribi virüslerine duyarlı alıcılar bulunuyor. Domuzlar, virüslerin eş zamanlı bulaşması halinde, yeni grip virüslerinin ortaya çıkma ihtimalini artırıyor. DSÖ’ye göre, Meksika’da ölümlere neden olan domuz gribi virüsü A/H1N1. Bu virüs insandan insana bulaşabiliyor. A/H1N1 virüsü, insan, domuz ve kuş gribi virüslerinin karışımından oluşuyor.

Aşısı var mı?
Domuzlara yapılan aşı bulunuyor, ancak, insan için henüz aşı yok.

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı


26/3/2009 - Bebeğinize yemek hazırlarken

Kategori: SAGLIK

Bebeğinize yemek hazırlarken
Bebeğinizin beslenmesinde 0-3 yaş arası en dikkat edilmesi gereken dönem. Bebeğiniz için bu konuda iyi bir başlangıç yapmak elinizde. Sağlıklı beslenme ve kazandığı alışkanlıklar sonrasında ilerki yaşlardaki sağlığının temellerinin bu dönemde atıldığını unutmayın. Onun için her zaman mutlaka en sağlıklısını seçerek dengeli ve doğru beslendiğinden emin olun.

Süt alışkanlığı kazansın
Süt takviyesi gerekiyorsa, unutmayın; inek sütü Dünya Sağlık Örgütü tarafından bebekler için 1 yaşından önce önerilmiyor. Bebeğinizin ayına uygun, anne sütüne yakın özel prebiyotikli devam sütlerini tercih edin.

Tahıl ve meyvelerle farklı lezzetleri birarada hazırlayıp, değişik tatlar keşfetmesini sağlayın. Başlangıç tahılı pirinç olmalı.

Beslenmede aylar önemli
Bebeğinize turunçgiller, muz ve kiviyi 6.aydan; et ve yumurta sarısını 7.aydan; taze balık ve bakliyat ürünlerini 8.aydan; yumurta beyazı ile ballı tarifleri ise 1 yaştan önce yedirmeyin.

Patlıcan ve çilek gibi alerjiye neden olabilecek gıdalardan kaçının.

Şeker ve tuz
Şekerin bebeğinizin sağlıklı gelişimi için olumlu hiçbir katkısı olmadığını unutmayın. Şeker sadece onun ağzında hoş bir tat bırakır.

Tuzun fazlası ise oldukça zararlı. Henüz bir yaşını doldurmamış bebeklerin günde 1gr, 1-6 yaş arası çocukların günde 2gr'dan fazla tuz almamaları öneriliyor. Bebeğiniz tuzdan ne kadar uzak durursa
o kadar iyi.

Pişirme yöntemleri
Sebze ve meyveleri önceden su dolu bir kapta bekleterek iyice temizlenmiş olduklarından emin olun. Kabuklarını soymadan meyve yedirmeyin.

Yemeği yaparken buharda haşlamayı ya da fırında pişirmeyi tercih edin. Haşladığınız sulu yemeklerin besin değeri düşer. Pişirme süresini azaltan düdüklü tencereler ise gıdaların besin kayıplarını azaltır.

Yemeği pişirirken, saklarken
Bebeğinizin yemeğine sızma zeytinyağı veya mısırözü yağını piştikten sonra ilave edin.

Bebeğinizin yemeğini 2 günden fazla saklamayın ve
1 kereden fazla ısıtıp yedirmeyin.


Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı


1/3/2009 - Vücudun en yararsız 10 yeri

Kategori: SAGLIK
Vücudun en yararsız 10 yeri



Vücudun en yararsız 10 yeri
Bedeninizin hiç kullanılmayan ya da kullanışsız olan bölümlerinin olduğunu biliyor musunuz? Peki nereleri ve neden kullanılamıyor? İşte en az kullanışsız olandan en çok olana doğru insanın yararsız bölümleri..

10. Plica semilunaris
Çocuğunuz bunu ilk defa duyuyor olabilirsiniz ancak üçüncü bir göz kapağına sahibiz. İki gözünüzü iyice açtığınızda göz yaşınızın geldiği bölüm ile göz beyazı arasında yer alır. Bu küçük göz kapağı kuşlar, kertenkele ve köpek balığı gibi hayvanlarda üçüncü göz kapağını oluşturan zardır. İnsanlarda konjonktivanın yarım ay şeklinde kıvrılmasıyla oluşmuştur.

9. Vücut kılları
Bizden önce yaşayanların daha tüylü oldukları kesin. Bu tüylerin giderek azalması insanların ısınmak için farklı şeyler denemelerinin sonucu olabilir mi?

8. Sinüsler
Doktorlar sinüslerin gerçekten ne işe yaradığını henüz bilmiyorlar ve bizde onlardan çok var. Gözlerimizi koruma, sesimizin tonunu ayarlama gibi görevleri olabilir.

7. Adenoidler / Bezeler
Adenoidler bakterileri toplar ama şiş ve enfeksiyona karşı dayanıksızdır. Adenoidler zamanla ve yaşla küçülürler ve kaybolurlar.

6. Bademcikler
Enfeksiyona dayanıksızdırlar ve şişerler. Eğer 30'larınızda hala bademcikleriniz varsa hastalıklara karşı dayanıklı ve başarılı sayılırsınız.

5. Kuyruk sokumu kemiği
Omurganın uzantısı kuyruk sokumu kemiği insan vücudunda omurga ile ilişkilidir ancak hala tam olarak işlevi anlaşılamamıştır.

4. Saçları diken diken eden Arrector pili kası
Arrector pili kası şimdilerde sadece saçların dik ve inatçı durmasını sağlıyor.

3. 20'lik dişleri
20'li yaşlara doğru çenenin en sonunda 20'lik dişleri çıkar. Çabuk çürür ve tedavi süreci çok ağrılıdır.

2. Apandisit
Apandisit sindirime yardımcı bir organancak kolay sindirilebilir besinler yenilmeye başladığından beri önemi oldukça azaldı.

1. Erkek memesi
Yararsızdır çünkü.. Niçin bilmiyoruz?

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı


25/2/2009 - Grip ve soğuk algınlığı için altın öğütler

Kategori: SAGLIK
Grip ve soğuk algınlığı için altın öğütler
Havaların değişmesiyle baş gösteren hastalıklardan nasıl korunacağız?

Dünyanın önde gelen uzmanları grip ve soğuk algınlığından korunmak için etkili tavsiyelerde bulunurken, halsizlik ve iştahsızlığı ise vücudun enerjisini virüsle savaşmaya ayırmak için stand-by’a geçmesi olarak açıklıyor.

Hastanın kaldığı odayı temiz tutun

Soğun algınlığı ya da gribe yakalanan kişinin odasını olabildiğince temiz tutmak, sizin ve diğerlerinin aynı hastalığa yakalanma tehlikesini azaltır. Bunun için:

*Her gün çarşafları değiştirip, yıkayın.

*Düzenli aralıklarla pencereleri açarak odayı havalandırın.

*Hastanın kullandığı termometreleri her kullanımdan sonra alkolle silin.

*Hastanın ve ziyaretçilerin dokunmuş olabileceği ışık düğmeleri, telefon, uzaktan kumanda ve benzeri eşyaları mikrop öldürücü bir temizlik maddesiyle silin.

*Kullanılan mendillerin atıldığı çöpü sık sık boşaltın. Bunu elinize plastik eldiven geçirerek yapmaya çalışın.

Ateş ve titremeye virüs sebep olmaz

Önceki yıllarda uzmanlar, virüslerin vücut ısısının yükselmesine neden olduğunu tahmin ediyordu. Ancak yapılan araştırmalar bağışıklık sisteminin, vücuda giren virüsle savaşmak için ısısını yükselttiğin ve bu da ateşlenmeye neden olduğunu ortaya koydu. Vücutta sıcaklık arttığında virüslerin yaşamayı sürdürmesi zorlaşır. Bu sayede bağışıklık sistemi 30 derecenin üzerinde çoğalamayan hatta yaşayamayan virüsleri yok etmeye çalışır. Bağışıklık sistemi virüse karşı antikor geliştirmek için karmaşık bir şekilde çalışır. Araştırmalar virüsleri etkisiz hale getirmeye yarayan ve daha ağır hastalıklara dönüşmesini önleyen antikorların yüksek sıcaklıklarda daha da etkili olduğunu ortaya koydu.

Halsizlik ve iştahsızlık savunma mekanizması

AynI ateş ve titreme gibi yorgunluk ve iştahsızlık da grip ve soğuk algınlığının vücuttaki olumsuz etkilerinden biri sayılıyordu. Ancak artık uzmanlar bu belirtilerin yine bağışıklık sisteminin bir savunma mekanizması olduğunu düşünüyor. Buna göre vücut, virüsleri yok etmek için yaşamsal işlevleri gören kısımlar dışındaki bölümleri geçici olarak kapatıyor. Bu sayede tüm enerji, virüsleri alt etmeye yönlendirilmiş oluyor. Antikorlar, vücudun depoladığı yağ ve şekerin enerjiye çevrilmesini önleyen bir hormonun salgılanmasını tetikliyor. Hasta bu yüzden kendini yorgun ve halsiz hisseder.

YARIN : *Grip ve soğuk algınlığı efsaneleri çürütülüyor.

*Annelerin hazırladığı grip tedavileri işe yarıyor mu?

*Soğuk havalar değil, kapalı kalmak hastalığa yol açıyor.
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: Hadi Diğer Güzelliklere Bakalım!! ->


ARAMA.CC




ECAY I ANA SAYFA YAPIN!

ecayın blogu


benim hayatım

benim güzel bloğum

********D İ K K A T*** BU BLOGDA YER ALAN YAZILAR ANLATIMLAR BANA AİTTİR YADA BENİM EMEĞİMLE YABANCI SİTELERDEN BULUNMUŞTUR HABERİM OLMADAN İZİNSİZ k O P Y A LA NA MAZz YAZILAMAZ.....

Hakkımda

benim dünyam hobilerim elimden gelenler değişik el işleri daha neler neler takip etmeniz gerekiyor...

Kategoriler



Arkadaşlarım

funmak
cicibisiiy
cicibisiiy2
hayris
sevgisepeti
pinardemir
hayris1
cisil
gulten
merakli
fremde1977
yildizim3
sevgicim
halecik33
nurdanhicyilmaz
cicim
hobici
arzumca
hakimegenc
boncuk01
pastel
gazeellem
nisan24
sevgiyumagi
dolunayy
semramis
gazeellemhobi
edaca




gulay-istanbul aglıyor.mp3 -




anneler anne adayları bu bloğa bakmadan geçmeyin!!!!!!!!!!!!!












Site ekle